Sağlıklı ilişkilerde sevgi ve saygı bağı çok önemli bir yer almaktadır. Ancak saygı konusunun biraz daha üzerinde duralım. Bir ilişki için iki tarafın da birbirine saygı duymasının genellikle önemi çoktur ancak bu durum bazı insanlar için geçerli değildir. Bazı insanların kendisine kötü davranılması da olumlu duygulara yol açabilir. Eğer bu duygu size de tanıdık geliyorsa işte bunun adı Stockholm sendromudur.

Stockholm Sendromu Nedir?

Temelde anlamı kişiyi tutsak eden insana olumlu duygular beslemesi, ona hak vermesi ve ona yardımcı olması gibi bir özdeşim kurmasıyla ele alınan bu kavram hayatın içinde birçok ilişkide de yer almaktadır. Uzmanlar ise bu durumu hayatta kalma içgüdüsü ile tanımlamaktadır. Peki, bu duygu nasıl gelişir.

Kurbanın dış dünyayla olan tüm bağlantısı kopmuştur. Saldırganın ise yaptığı küçük iyilikler gözünde daha büyük görünmeye başlar. Bulunduğu ortamda da ona bir bağlılık geliştirir. Bu bağlanmayı kurban bilerek veya isteyerek yapmaz. Aksine bu bağı psikologlar travmatik bağlanma süreci olarak tanımlar.

Saldırganın Tutumu Nasıl Gelişir?

Saldırgan için bu olayı ele almak gerekirse bu tutsaklık ona yetmez. Dolayısıyla saldırgan kendi için geçerli olan sebepleri dile getirir ve haklılığını ispatlamaya çalışır. Kurbandan da saygı görmek ister.

Sadece geçmişten verilen spesifik örneklerle geçerli olan bir durumdan bahsettiğimizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu bağ günümüzde patron-çalışan, kral-halk veya alt-üs ilişkisinin geçerli olduğu her yerde karşılaşılabilir bir olaydır. Günümüzdeki ilişkilerde de tutum olarak gözlemlenebilir. Psikolojide Stockholm Sendromu olarak bilinen bu olayın halk arasında da “kendi katiline aşık olmak” olarak dile getirilir.

Edebiyat ve Sinemada Stockholm Sendromu

George Orwell, 1984 isimli romanında kurbanın kendisine işkence yapan saldırgana olan aşkını yazmıştır.

Ömer Hayyam’ın ise yıllar öncesinde yazdığı şu dizesi Stockholm sendromunu betimlemiştir adeta.

Celladına âşık olmuşsa bir millet
İster ezan, ister çan dinlet
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet
Müstahaktır ona her türlü zillet

Sinemada ise Stockholm Sendromu’nu ele alan en bilinen örnekleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • The Last Samurai – 2013
  • In Time – 2011
  • King Kong
  • Güzel ve Çirkin
  • Ve Türk sinemasının da mihenk taşlarından Mavi Boncuk filmi Stockholm sendromunu ele alan filmlerdir.

Stockholm Sendromu Belirtileri Nelerdir?

  • Kötü muameleyi yok sayma
  • Küçük iyiliklere fazla minnet duyma
  • Hayatta kalmak adına saldırganı memnun etmeye çalışma
  • Kendi bakış açısını kaybedip saldırganın bakış açısıyla bakma

Tedavisi Nedir?

Stockholm sendromu normal değildir. Bu nedenle kesinlikle bir uzmandan destek almak gerekir. Tedavinin ilerleyişi de kişinin anlattığı öyküye göre değişiklik göstermektedir. Detaylı bilgi için mutlaka bizimle iletişime geçin.